29 Ekim 2008 Çarşamba

Demokrasi Türkiye'ye uğrar mı?yoksa yatıya kaldı da haberimiz mi olmadı??

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Yunanca dimokratia (yani dimos, halk zümresi, ahali + , yani kratia iktidar) sözcüğünden türemiştir. Türkçeye, Fransızca démocratie sözcüğünden geçmiştir. Genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine rağmen, üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve bazı diğer sivil kurum ve kuruluşlarda demokrasi ile yönetilebilirler.
Demokrasinin ana yurdu olan Eski Yunan'daki filozoflar Aristo ve Eflatun demokrasiyi eleştirmiş, o zamanlarda halk içinde "ayak takımının yönetimi" gibi aşağılayıcı kavramlar kullanılmıştır. Fakat demokrasi diğer yönetim şekillerinin arasından sıyrılarak günümüzde en yaygın olarak kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir. Artık siyaset bilimciler hangi sistemin daha iyi işlediğinden çok hangi demokrasinin daha iyi işlediği tartışmalarına girmişler ve liberal, komünist[1], sosyalist[2], muhafazakar[3], anarşist[4] ve faşist[5] düşünürler kendi demokratik sistemlerinin erdemlerini ön plana çıkarmaya çalışmışlardır. Bu sebeple demokrasinin çok fazla sayıda değişik tanımı oluşmuştur.

Şimdi neden mi bu gereksiz tanımlamaları uzun uzadıya anlattım yada anlatmak zorunda kaldım yukardaki yazdıklarım tamamen google'da sorgulama sonucu karşıma çıkan demokrasi tanımları beni tanımdan daha çok içeriği ilgilendiriyor..AKP iktidarını günahım kadar sevmem bu anlayışları devam ettiği müddetçede sevmeyeceğim ancak ortada bir yanlış varki anladıysam arap olayım hatta arap üstü arap olayım Türkiye Cumhuriyetinin koskoca Başbakanı Diyarbakıra gelmek ister ama her ne hikmetseki Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanı tarafından çıkacak olayların sorumlusu değilin gelmeyin gelemezsiniz tehditleri savururlar ağızlarından salyalarıı akan hayvan misali (burdaki hayvanı zikrederek onlarla aynı seviyeye getirmek istemedim.). Düşünebiliyormusunuz siz bir ülkenin başbakanı olacaksınız ama başbakan sıfatıyla gezi düzenlemek istediğinizde gideceğiniz yerin yerel yönetimi hayır burası bizim sözde kurtarılmış bölgemiz buraya gelemezsiniz niye çünkü seçimler yaklaşıyormuşmuşta siyaset yapmanıza izin vermeyecekmişiz bak sen bahaneye resmen gözlerim doldu hatta kal geldi neyse her fırsatta DEMOKRASİ'den dem vuran bu şahsiyet sorunlu şahsiyetler mesele kendilerinden istenen DEMOKRASİ olunca nedense yıllardır sözde mücadelesini verdikleri DEMOKRATİK haklarını görmezden geliyorlar..

Çocukluğum kürt çocuklarıyla birlikte geçti o zamanlar kürt-türk kavramının ne olduğunu bilmediğim için hepsi benim için arkadaştı,kardeşti en yakın arkadaşım ümit mahallemizde Kürt Fatma olarak anılan Fatma teyzenin oğluydu futbol maharetiyle kendi yaşıtlarından çok bizlerden 6-7 yaş büyük abilerimizin takımlarına dahil etmek için yarıştıkları bir çocuktu.Ümit'in babası ile benim babam aynı yerde çalışıyordu ümit ile ben aynı okula gidiyorduk annem ile ümit'in annesi aynı kadınlar gününe gider aynı dantel örneklerinden harikalar meydana getirirlerdi...Fatma teyzemin büyük kızı Dilber abla ile benim ablam aynı liseye gidiyorlardı ve arkadaşlardı hemde hem candan hem kandan....şimdi gelelim bu günlere nedenmi size göre gereksiz gelebilecek bu ayrıntılara girdim karnı doyan hiçbir Kürt halkının kanla kurulmuş bu devletle problemi yoktu geleceği dair hayallerim ne kadar varsa ümit'in,fatma teyzenin ve dilber ablanın hayalleride aynıydı en azından onların hayalleri vardı onlar kendilerini kürt oldukları için hiçbir zaman farklı görmediler bizler onların kürt oldukları için hiçbir zaman farklı görmedik görecek zamanımızda yoktu onlar bizim oyun arkadaşlarımızdı onlar bizim muhabbet arkadaşlarımızdı ancak şimdi gelinen noktayı görüyorumda diyarbakırda,vanda,tuncelideki benim en yakın arkadaşım ümit'in aynı halkından olan o zamanki ben yaşlardakiler polise taş atarak oynuyorlardı oyunlarını polis amcalarda sadece kendilerine atılan taşlardan korunmaya çalışıyorlardı sadece nede olsa karşısındakiler daha henüz oyun çağındaki çocuklardı.kandırılmışlardı,gelecekleri ipotekliydiler,hayalleri ellerinden çalınmaya çalışıyorlardı...

Diyarbakır Doğunun parisi yada londrası farketmez adı ne olursa olsun tek kelimeyle yaşanamayacak bir yer haline gelmiş başka bir milletin elinde olsa milyonlarca Turist çekecek o surları o hale getirmek için nasıl bir çaba verdiler acaba oraları o tinercilere,şarapçılara mesken tutturmak ve bunlara göz yummak hangi yerel yönetimin eseri acaba yıllardır diyarbakır aynı pespaye diyarbakır ne alt yapısı var nede üst yapısı buna rağmen doğunun parisi varı yoğu ofis caddesi aynı makyajlanmış ihtiyar gibi yağmur yağsa makyajı akacak ama nedense o yağmurun yağmasına bir türlü izin vermiyorlar işin bence en ilginç tarafı o..Dağkapı,surlar,halin bulunduğu yerler artık insanca yaşanacak yerler haline gelsin çözümmü çözüm çok basit kimin geleceğini bilmem ama Şu osman baydemir denilen kuklanın bir an önce gitmesi şart şayet insanca yaşam isteniyorsa

Haydi Diyarbakırlılar,Tunceliler,Hakkarililer şu makus talihinizi yenin artık yerel yönetimleriniz terör örgütlerinin taşeronluklarını yapmasınlar artık..Sizlerin oylarınızla gelenler kendilerine,paralı taşeronlara değil sizlere hizmet etsinler..Sizlerinde çocuklarınızın artık hayalleri olsun,sizlerde çocuğunuzun büyüyünce doktor,mühendis yada avukat olmasını isteyin...Benim oyumla ne olacak demeyin damlaya damlaya ne denizler görde bu gökyüzü mavi olan dünya...Artık hayallerinizin ipoteklerini alın zorbaların eli kanlı yönetimlerin ellerinden...Mesele o sevmediğim AKP'nin meselesi değildir mesele sizlerin kurtuluş mücadelesidir...

Hiç yorum yok: